Zaman israfi

zaman

 Size en hor kullandığımız şeyden söz edeceğim. Elimizde bolca olduğunu düşündüğümüz, har vurup harman savurduğumuz, hiç bitmeyecekmiş gibi cömertçe, hatta hunharca harcadığımız eşine az rastlanır bir kavramdan bahsedeceğim. Evet, bildiniz, zaman.

Meselenin görece durumuna girmeyi düşünmüyorum, o Einstein’in işi. Yani ben olayı kuramsal açıdan değil, tamamen düz mantık ve bodoslama bir mantıkla ele alacağım.

Neden bu konuyla ilgili yazmak istediğimi ben de ilk aşamada bilmiyordum. Bir konu seçmem gerekiyordu ve ben de ”zaman” oluversin dedim. Ama şimdi yazmaya başlayınca fark ettim ki, bilinçaltım beni bildiğin dürtüklemiş.

Ben bir ay sonra yirmi yedi yaşına giriyorum. Koskoca yirmi yedi yıl. Neredeyse yolun yarısı. Ve beni bu ”yolun yarısı”, ”koskoca” gibi triplere sokan şey şüphesiz ki, dönüp ardıma baktığımda gördüğüm, daha doğrusu olmadığı için göremediğim o koca hiç.

Ben mevzuyu nasıl buraya getiririm diye düşünürken, mevzu sağ olsun kendiliğinden buraya geldi.Neden elimde avucumda bir şey yok?

Çünkü hep biraz daha zamanım var zannettim, erteledim birçok şeyi. Çok hor kullandım, çok uyuyarak geçirdim, çok amaçsızca harcadım. Değerlendirmem gereken şekilde değerlendirmedim. Bildiğiniz tükettim güzelim zamanı. Daha yirmi yedisin lan, amma tatava yaptın” diyen arkadaşlara selam olsun. Size izah edeyim.

Eğer yirmi yedi yaşındaysanız, üniversitede okuyan kardeşleriniz varsa ve siz onlara harçlık gönderemiyorsanız, canınız çok sıkılır.

Eğer yirmi yedi yaşındaysanız, babanız size artık kendine gel, adam ol, bir yuva kur diyorsa ve siz şu durumda olmayacağını biliyorsanız, canınız çok acayip sıkılır.

Eğer yirmi yedi yaşındaysanız, kız arkadaşınıza istediğiniz hediyeyi alamıyorsanız, kız arkadaşınız ”bu durumda seninle evlenmem mümkün değil, zaten ben istesem de ailem kabul etmez.” der gibi bakıyorsa, canınız çok sıkılır.

Eğer yirmi yedi yaşındaysanız, dolmuşa biniyorsanız canınız çok sıkılır. Dolmuşta ayaktaysanız, canınız daha çok sıkılır. Dolmuşun camından yoldaki otomobillere bakıyorsanız, canınız acayip sıkılır.

Eğer yirmi yedi yaşındaysanız, şehirlerarası otobüslerde saatlerce yolculuk yapıyorsanız, canınız sıkılır. Tuvaletiniz geldiğinde yolun kenarına çekemiyorsanız otobüsü, canınız daha çok sıkılır. Bindiğiniz otobüs firmasının hangi dinlenme tesisinde yemek yiyeceğinize karar vermesine canınız acayip sıkılır. Yoldan geçen otomobilleri saymıyorum bile.

Demem o ki; eğer yirmi yedi yaşındaysanız ve hala istediğiniz hayatı yaşamıyorsanız, size canınızı sıkacak milyonlarca şey sayabilirim. Ama tabi bu can sıkıntısı size müstahaktır.  Zamanında azıcık sıksaydınız, şimdi hiç bir şey sıkamazdı o canınızı.

 

Facebook Profilinde Paylaş
Ekleyen by :
Yorumlar : 1 Yorum var
Etiketler :

Subscribe to Comments RSS Feed in this post

One Response

  1. Nasılda hoyratça harcıyoruz zamanı değilmi hiç bitmeyecek gibi, oysa baksanıza nasılda geçti yıllar çocuktuk şimdi büyüdük.

Yorum Yapın

E-posta adresinizi yayınlanan olmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*

*